Her zaman öyle biri olmak istedim. Ne bileyim bir şeyi çok seveyim ve o şeyi insanlar gördüğünde akıllarına ben geleyim. Mesela.... Elma. Aynen. Aslında çok basit bir şeyden bahsediyorum ama bir o kadar da zor bence. Yani evet herkes elma sever ama şu an bile her elma dediğimde aklıma gelen biri var. biraz saçmam mı? Ya mesela az önce isim düşünüyordum blog için falan. Ne biliyim kendimi anlatan, tanımlayan. Bi yerde duyulduğunda beni anımsatacak. Ve bulduğum isim..... Manaolana. :) huhuuu. Böyle yabancı dilde yazınca biraz havalı oluyormuş. Bir de bilinmeyen bir şey yazınca. Yani gizemli olduğunu istediğim için tabi ki yarım saattir uğraştığım şeyi şu an anlatıvermiycem. Üzgünüm. Ve sonra profil resmi. Çok farklı diğil mi?? Ananas. Yani evet ben de ananas seviyorum geri kalan 7658326957074657846529 kişi gibi. Ne yapabilirim? Başkaları kullandı diye kullanmayayım mı? Yani aslında tam olarak buydu. Başkalarının yapmadığı tamamen bana has bir şey. Ama şu an yazarken fark ediyorum ki. İnsanlar atmaca. (üzgünüm ama ben de onlardan biriyim sanırım) Neyse ne diyordum. Hah. Atmaca. Evet. Yok yanmi insanların ulaşamadığı, el atmadığı bir şey bulamıyorum. Herkes her yerde. O zaman ben de şöyle yapayım. Klişe olmayı kabullenip yoluma devam edeyim. Gelecekte yaratıcı bir insan olmayı 'umut' edeyim. Neyse dediğim gibi asıl anlatacağım şey bu değildi. Evet daha ana meseleye gelmedik bile. :)
Yeniden doğuş.. Bir süredir sağlık sorunları yaşıyordum. Daha doğrusu ben öyle olduğunu sanıyormuşum. :) 3 aydır falan hastaneye gitmeyi erteleyerek ve sorunlarımla birlikte yaşamaya devam ediyordum. Ama sanırım bir yerde dur demem gerekecekti. ve bu durum 2 gün önce son buldu. Aslında hastanelerden korkan biri değilimdir. Ne olacaksa olsun, her işte bir hayır vardır mantığında ilerlerim hep. Ama başına gelince öyle davranamıyormuş insan. Neyse işte gittim 2 gün önce. Röntgen falan bi kaç hastane işi vs. Görünürde bir şey yok dedi doktor. Ama illa gericek ya beni. Kan tahlili falan istedi. Yarın tekrar gel dedi. Yani bence bi insan yapılacak en kötü şeylerden biri. Belirsizlikte bırakmak.. Yani bu kız eve gidince neden kurmasın kafasına? Neyse işte çok da düşünmemeye çalışıyordum dün. Konu açılınca değiştiriyordum falan ama içim içimi yiyor. :) Sabah kalktım hemen bi şeyler atıştırıp gittim sonuçları almaya. Bide randevusuz gittim bi 1 saat falan hastanede bekliyorum. Sonra girdim içeri. Biraz böyle çatallaşıyor sesim titriyo falan. (nasıl abarttıysam :) ) İşte yok. Tahlillerde de bir şey yok dedi. Allllllah. :) Nasıl bir yük kalktı anlatamam. Böyle annemi falan arıyorum. Anne bir şeyim yokmuş falan diye. Annem tamam diyip kapatıyor falan. Ben çok abartmışım sanırım. Öyle yani. Bir de 'No Tomorrow' diye bir diziye başladım. Oda beni etkiledi sanırım. Bi 'Bucket List' yaptım kendime. Bucket list dediğim işte şey ya ölmeden önce yapılacaklar.
Bu yazıları hayat dersi vermek için yazmıyorum. Yani okunduğunda ders çıkarılıp 'haaa bak bundan sonra ben de böyle yapayım' denmesi için değil. Yani böyle olmasını çok isterim. İnsanların yazdıklarımdan bir şeyler kapmasını. Ama şu an için böyle büyük bi giriş yapmayacağım. Sadece tavsiyelerim olabilir. Bunları ister yaparsınız. İster yazının buraya kadar olan kısmını bile okumadan kapatmış olursunuz. Sizin seçiminiz. Bugünlük de bence 'No Tomorrow'a bir bakın derim. Benim veremediğim hayat dersini belki bu dizi verebilir. Ve ölmeden önce yapılacaklar kısmı çok hoşuma gitti. eğer siz de böyle şeylerle uğraşmayı seviyorsanız böyle bi liste edinmenizi tavsiye ederim. Yalnız küçük bi not: İçindekilerden herkese bahsetmeyin. Herkes güzel yaşamayı seçmeyebilir ve onların olumsuz eleştirisi neden bizi yolumuzdan çevirsin. Kendinize iyi bakın.✋✋✋✋

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder