10 Şubat 2017 Cuma

Bir İtirafçının Günlüğü


        Evet. Merhabalar. Sürekli kendimden bahsetmemden sıkıldınız mı? Ya üzgünüm ama bu değişmeyecek sanırım. Değiştiremeyeceğim yani. O yüzden çizgimden hiç ödün vermeden devam ediyorum. Evet başlıktan da anlaşılacağı üzere bir kaç itirafta bulunacağım. 

        Öncelikle lütfen bir ihanet olarak algılamayın ama bu benim tek blogum değil. Evet. Çok başarılı olduğum bir blogum daha var. Yok yok başta anlaşmıştık kendim hakkında sallamayacaktım. Evet bir blogum daha var makyaj üzerine. Yüzüne fondöten sürmekten bile korkan bi insan olarak çok başarılı bir adım olmuştu hayatımda makyaj blogu açmak. Yani hahahahhaha itiraf edeyim. Başta açma amacım belki firmalar bana da denemem için bedava ürün gönderir diye düşünmüştüm. Ha başta dediysem bu düşüncemin sona erdiği anlaşılmasın. Ama şimdi blog hala etkin olduğu için çirkinleşmeyeceğim. :D Yani ne var makyajın m'sinden anlamıyorsam. Bizimde akıllı telefonumuz var biz de açıyoruz kamerayı manzaraya karşı rujumuzu çekip altına 'çok severek kullanıyorum, zaten bu markanın rujlarına 78351371 lira veriyorum. O yüzden fiyat performansı gayet başarılı' yazabiliyoruz. Al sana mis gibi makyaj blogu. Dünkü indirim saçmalığı da buna dayanıyor zaten. Makyaj blogum var benim ürünleri denemem lazım diye 14 tane dudak kalemi almışım. Ha öğrencilik hayatım boyunca o kadar kurşun kalemim bile olmadı be benim. Bedava ürün uğruna dalağımı satıcam ürün alayımda deneyeyim diye. Ha bunu biliyorum, kabul ediyorum ama bunu değiştirecek bir şey de yapmıyorum o ayrı. :) Aynen bloga devam. Hatta durun hemen şampuanımın ne kadar da saçı beslediğini anlatan gereksiz bir yazı daha yazayım... 
        Onun dışında dün bahsettim ya okul, gitmek istemiyorum falan diye. Bu sabah garip bi şekilde 'ayy İstanbul'a gideyim de azcık gezeyim, özledim' diyerek uyandım. Yaklaşık 3 haftadır koltuğumdan kalkmadığım için bu istek hiç de garip değil aslında. Ay bi koltuk buldum evde öyle bir yerleştim ki kaldırabilene aşk olsun. Sabah uyanıyorum yastığımı da alıp oturuyorum. Televizyonu da açıyorum. Bir iki magazin izliyorum sonra açıyorum müzik kanalını akşama kadar burdayım.Arada kısıyom televizyonun sesini katiyen kapatmıyorum televizyonu sesini kısıyorum sadece. Dizi falan izliyorum o sırada. Sonra blog falan yazıyorum işte. Hatta tam şu an öyleyim. Bi yandan NB1 açık. ooh çayım kenarda.Oturmuş kendimi anlatıyorum. Daha ne oldun yav. :D Mükemmel bir hayat ya. Bizimkilerde işe, okula falan gittiklerinden ev tamamen benim. Bağıra çağıra şarkı mı söylemiyorum, kalkıp dans mı etmiyorum. Kusursuz ya. Valla hayatımın sonuna aynen bu şekil yaşayabilirim. Ha bu pazartesi bendeki bu huzurun 10 da 1'ini bulamazsınız. İstanbul buz gibidir şimdi. Okuldan çıkmış olurum bu sıralar. 7 kat giyinmiş lahana gibi bi yerde oturmuş çay, kahve falan içiyor olurum, soğuğa kıza kıza. Bu arada benim için önemli bir nokta olarak. NEFRETİMSİNİZ SOĞUK HAVALAR. 
        Bu kadar. Bugünlük hayatımdan kesitler bunlar. Bu arada sizin de böyle başarısız blog denemeleriniz ya da nefretleriniz varsa. Aşağıya yazın mutlaka. Yalnız olmadığımı bilmek beni çok mutlu eder. Kendinize iyi bakın.  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder